Sağlık sigortaları son yıllarda sektörün “lokomotif” branşı oldu. Özellikle pandemi sonrası bu branşa ilgi çok arttı. O sırada sigorta şirketlerinin özverili yaklaşımı tüketici tarafında sektöre olan olumsuz bakış açısını da değiştirmişti.
Lokomotif branş falan diyorum ama… Sağlık sigortalarında Hastaneler dertli, sigorta şirketleri dertli, hizmeti alan sigortalılarında dertli olduğunu duyuyoruz. Hastaneler ve sigorta şirketleri biri olmazsa diğer tarafın olamayacağı konusunda hemfikirler. Bu nedenle her iki taraf masaya oturduklarında bir yer de taviz vermek zorunda kalıyor. Bunun bir diğer tarafı da Devletimiz tabii ki. Bu masa da o da var da… SUT fiyatları ile sisteme destek olmaya çalışılıyor. Ama diğer bir tarafta; “benim nasıl olsa Şehir Hastanelerim var, iyi hizmet almak isteyen oraya gelsin” düşüncesi ile çok düşük kalan SUT fiyatlarında Devletimiz güncel bir düzenleme yapmaya yanaşmıyor. Bazı branşlar hariç. Ama şehir hastanelerinin binaları çok güzel olsa da sağlık hizmeti konusunda hali hazır da istenilen seviyelere geldiği söylenemez. Bir tetkik için günler sonrasına gün verilebiliyor.
İşin bir fotoğrafı bu… Diğer tarafa bakacak olursak özellikle; Özel Sağlık Sigortalarında pazar payı yüksek ve bu konuda A Plus hizmet veren sigorta şirketleri var. Bu şirketler sonrasında Tamamlayıcı Sağlık Sigortası ürünü ile de portföylerini geliştirdiler, hibrit kullanım sunarak tüketiciye problem çıkarmıyorlar. Ama bir de ışığı görüp gelen şirketler oldu geçmişte. Tabii ki hem fiyat hem hizmet olarak çok zorlanıyorlar. Kolay satılabilen bir ürün, nakit akışı sağlayan bir ürün ama bu küçük şirketler için sürdürülebilir bir durum değil. Çünkü pazar payı çok yüksek olan sigorta şirketinin bir hastaneden aldığı fiyatı, diğer küçük bir şirketin alması oldukça zor. O zaman karlılık da zor oluyor haliyle.
SEDDK’nın geçtiğimiz hafta Sağlık Sigortalarında yaptığı düzenlemeleri inceledim. İlk etapta yapılabilecek en cesur düzenlemeleri yapmışlar. Ama ben bu düzenlemelere, “Yetmez, ama EVET” diyorum. Yıllar önce sağlık sigortaları ile ilgili bir toplantıya konuşmacı olarak katılmıştım. Ömür boyu yenileme garantisi ve şu meşhur “Medikal enflasyon”a değinmiştim. “1987 yılından bu yana ekonomi gazetelerinde görev yapıyorum. Bana ‘Medikal Enflasyonun’ açılımını yapar mısınız? diyorum. Kimse bana bunun mantıklı açıklamasını yapamıyor. Bir diğer sorum da “Ömür boyu yenileme mi ömür boyu yineleme mi?” Onu açıklayamadı kimse. Bir dostum o dönem; Can bey, biz sigortalımızın poliçesini yeniliyoruz, yenileme garantisini veriyoruz. Yenilerken içindeki madde ve şartlar da yenilenebilir” demişti::))) Şimdi bu düzenleme ile asıl bunun önüne geçilebileceğini düşünüyorum. Bu arada şirketlerin inisiyatifine bırakılan ‘Ömür boyu yenileme garantisi’ artık bir şarta bağlanmış oldu. Bu da süper tabii ki.
Tamam sigorta şirketleri şartları yerine getiren sigortalılarına bu hakkı verecek. Ama hangi fiyat ile? Tüketicinin en büyük şikâyeti her yıl fiyatların fahiş artması. Soruyorum neden bu kadar yüksek? Cevap “Medikal enflasyon”… Enflasyon diyelim ki 30, ama bu enflasyon gerçeği yansıtmıyor ve 45 dedik. Dolar da artmadı… Şimdi sorsam birilerine “Medikal enflasyon yüzde 77” der. Korkudan soramıyorum::)))
Bu arada hep sigorta şirketlerine yüklenmek istemiyorum. Bu işi yapıyorlar ve para kazanmak istemeleri doğal. Ve şunu da biliyorum ki portföyleri yaşlandı. Sisteme gençler girerse yaşlananları sistemde tutabilecekler. Bunların hepsine hak veriyorum.
Kendimden bir örnek ile yazımı bitireyim. Neredeyse 20-25 yıldır yatarak özel sağlık sigortam var. Şirketimin ismi üç kez değişti. Bu süre zarfında 10 sene önce kalp operasyonu iki stend takıldı. Birinin ödemesi zorla yapıldı, bana bile::))) Bir de bu sene başında stendin içi dolmuş balon işlemi yapıldı ve damar açıldı. Ama son şirketim sağ olsun sorunsuz provizyon verdi. Çünkü şirket A Plus sigorta şirketlerinden. Can Kantar olduğum için olmadı. Kimseyi aramadım bile…
Tamamlayıcı sağlık sigortam da 10 senedir var. Bir rica ile yaptırmıştım. Süper iyilerdi. TSS için ufak tefek muayenelerde hızlı provizyon veriyor ve sistem hızlı ilerliyordu. Yılda bir veya iki kere ya gidiyordum ya gitmiyordum hastaneye. Bu sene dizimin üzerine düştüm ve dizdeki bir problem için MR çektirdim. Sene başı da Anjiyo yapıldı ve 10 yıl önceki stendin içine balon işlemi gerçekleşti. İnşallah en az 5-10 yıl kalp ile ilgili sorun yaşamam ama tetkiklerime 6 ayda bir devam ediyorum.
Kalp için 6 aylık tahlillerim ve muayene için hekime gittim. TSS şirketim provizyon vermedi. Yahu 10 yıldır kalp rahatsızlığım var ayrıca Anjiyo işleminin parasını Özel Sağlık Sigortası yaptırdığım şirket vermiş. Sen niye 10 yıldır kalp hastası olmama rağmen kapsamda olan hastalığımı kapsam dışı bıraktın? Diğer konu olan dizim ile ilgili sorun için de bir tıbbi müdahale olursa yüzde 30’unu öderim demişler poliçede. İşte bu son düzenleme bunun da önüne geçecek sanırım.
Özeti şu; Anlıyorum ki yaşım 60’ı geçtiği için bu arkadaşı nasıl sistem dışına çıkarabiliriz düşüncesi hakim. Buna bakılıyor sanırım. Bu arada hem kendimin hem eşimin birçok sağlık hizmetini cebimizden de çok karşıladım. Yani ben 10 yıl size prim ödeyim, düştüm dizimde sorun oldu, “eeee dize tıbbı müdahale olursa yüzde 30’nu karşılarım”, “Anjiyo yaptırmışsın, parasını ben vermemiş olsam da olsun kapsam dışı bırakırım” kısmı çok samimi gelmiyor bana. Sistem büyütülecekse öncelikle tüketiciden istenilen samimiyeti, sigorta şirketleri de göstermeli… Kalın SAĞLIKLA.
Copyright © 2018 MKS Grup Sigorta Acentesi
